Sahi, Liyakat Diye Bir Şey Vardı, Değil mi?

Liyakat…
Arapça lyk kökünden gelen liyakat لياقة “yakışma, layık olma” sözcüğünden alıntı-dır. Arapça sözcük Arapça laka لاق “yakıştı” fiilinin mastarıdır. Türk Dil Kurumu ise şöyle tanımlamış: “Bir kimsenin, kendisine iş verilmeye uygunluk, yaraşırlık durumu. Kifayet.”.
Evet, kısaca tanımı bu. Görüldüğü üzere, tanımlarda hep bir yakışma manası temelde. Bir görevin, bir kişiye yakışması. Onu mevcut ahval ve imkânda en iyi yapacak kişiye emanet edilmesi.
Kısa açıklaması böyle olan kelime hakkında konuşmaya başlarsak, tanım üzerinde saat-lerce tartışabiliriz.
Peki, bu konuyu tekrardan neden gündeme getirdik? Tekrardan getirdik diyorum çünkü mezkûr konu aslında yüzyıllardır gündemimizi işgal etmekte. Neticeye dair salt yeterli adımlar atılamadığından öylece çözülmeyi beklemekte.
Coğrafyamızın bir türlü çözülemeyen sorunlarının başında gelmekte.
Bu konu için Alev ALATLI şöyle bir açıklama yapmıştı: “Liyakat sorununu çözersek 21. yüzyıl Türklerin yüzyılı olur.”
Çok fazla uzatmadan gündemimize dönelim.
Günlerdir haberlerde parti ayrımı yapılmadan bazı belediye başkanlarının yakınlarına sağladığı imkân ve makamlar tartışılmakta. Ülkemizin kanayan yarası çok ciddi bir şe-kilde sorgulanmaya başladı. Acaba medyanın bu tartışmaları gerçekten ciddi bir olay mı?
Evet, belki şu anda gündeme gelmiş olması yeni bir şey olsa da maalesef başta zabıta teşkilatımız olmak üzere özellikle yerel yönetimlerde uzun yıllardır sorun olarak yaşan-makta. “Liyakat” kelimesini tam manası ile idrak edemediğimiz için bu tarz haberler ve tartışmalar gittikçe artacaktır. Bana göre bu durumun en büyük sebeplerinden biri ıs-rarla “görevlendirme” atamaların önünün çok açık olması. Bu konuda belediye başkan-larına verilen bu yetki maalesef amacına yaraşır bir şekilde kullanılmamakta.
Teşkilatlarımızda günden güne artan ve bizi gururlandıran eğitimli, donanımlı persone-lin birçok belediye de halen görevde yükselme sınavları beklediğini bilmekteyiz. Sınav olan yerlerde de şaibeli durumların varlığı bizi üzmektedir.
Ülkemizin birçok kurumunda var olan bu liyakat sorununun kanunlarımıza göre hareket edilmek suretiyle hakkı olana hakkının verilmesi ile çözülebileceğini düşünmekteyim.
Ülkemizin tüm kurumlarında bir seferberlik yapmanın zamanı geldi de geçiyor. Liyakat seferberliği.
Yazımın ilk bölümünde konuya sadece küçük bir girizgâh yaptım. Bir sonraki yazımda, zabıta teşkilatımız açısından konuyu derinlemesine ele alacağım. Görev arkadaşlarımı-zın “liyakat” hususundaki problemlerini dile getirmeye çalışacağım.
Ayrıca acizane iki de tavsiyem olacak. İlk tavsiyem Erkan TURAL’a ait bir kitap: Son Dö-nem Osmanlı Bürokrasisi. Osmanlı Devleti’nin son dönemlerindeki liyakat sorununu, devleti yıkılışa götüren bu vebayı anlatan ve ibretlik olayların tahlil edildiği bir kitap. İkinci tavsiyem konu dışı bir film. Bol ödüllü, klasikler arasına girmiş ve bunu fazlasıyla hak eden bir film: Esaretin Bedeli. 1994 yılı yapımı, ibretlik bir film.
Görüşmek üzere. Hoşça kalın.